Şair Yolu
Her Şairin Gideceği Yol Şair Yolu…

Saat Oniki

Aralık 5th 2011 Türk Şairler

Karanlığımın örselenmiş
Ve tükenmiş kimliğinden yazıyorum
Merhaba çocuk;
Kaldırım taşlarına baktığımız
Esmer Ankara’nın yüzümüzü kavurduğu
Dudaklarımızı çatlattığı
Gözlerimizi doldurduğu
Karanlık bir odanın en duldasına
Ve bir çok gidişin ardına yaşanan
Ağlanan bir gecenin hapsinden yazıyorum

Merhaba arkadaş;
Gidişinle mi başlayacaktı
Kalbimin yeniden kanaması?
Ve özlemin, beni böyle çırılçıplak
Bir yangının ortasına mı bırakacaktı?
Öyle çok yoruldum ki çocuk
Bu kaçıncı sensiz gece?
Saymadım, adını koymadım,
Ve öylesine değiştim ki,
Görsen hem kaçar, hem de ağlarsın
Ben bu ayrılığı anlamadım çocuk

Hala karanlık odamı aydınlatan,
Bir elmanın yarısı sen, yarısı ben olan,
Siyah beyaz bir hatıranın fotoğrafı baş ucumda
Cebimde burnunu sildiğin o üç kuruşluk peçete
Yakut misali yanıp duruyor kalbimin üstünde
Ve ben kalemi kağıdı elinde hasrete pervane
Seninde dediğin gibi yaramaz bir şairim yine
Soyadım ince yaa,
Yine ondandır ince mevzulara takılıp kalmam…

Dizlerine başımı koymayı,
Başını dizlerime koymanı özledim
Öyle çok özledim ki özlemden öte
Aslını sorarsan kalbini kırmak değil ,
İncitmek seni, asla!
Yemin ederim niyetim ağlatmak değil
Bütün sözlerim; çıkmazlara sokan yokluğuna,
Bu karanlık odanın içine bırakan hatıralarına
Ve dahası bir kere sesini duyamayışımadır…
Öfke değil, nefret değil
Benimkisi hüzün sadece sevdiğim…

Sigaramın katranında boğuluyorum Ankara sokaklarına
Senden benden arta kalan o mum yarasına
Dudaklarımı gömüyorum
Sonra acı içinde geceye sönüyorum,
Yoksun yaa… Gelmiyorsun yaa… Uzaksın yaa
Yokluğunun ağır bedeli ve hepsi darbedir …
Hayata dair o gidişinle açılan büyük çukur
Devrimdir kalbimde…

Seni özlerim, seni söylerim
Böylesine yalnız Ankara gecelerine…
Saat onikiye beş var
İdamımı vermişim
ASMIŞIM kendimi yalnızlığına,
Az sonra kapım çalacak
Ve son arzun diyecek Azrail
Bir yudum su diyeceğim
Nerden bileceksin sevdiceğim
Gelmezsen öleceğim…

Şimdi kırık ezgiler yankılanır odamda, Ankara’da
Hatta malum olur kalbimin ölüm marşları
Bir sessizlik olur sonra sallanır başım
Yakar senide sallanışım o batasıca İstanbul’da
Adı diyorum adı batasıca İstanbulda

Ölesim tek geçmiş bir kaç satırda
Gel de bitsin diyeceğim
Yoksun bee sevdiceğim…
Şimdi ağlarım,
Dokunsan kanarım
Şimdi nasılsın desen,
Volkan olur patlarım

Sorma ne haldeyim, nerdeyim?
Ben kimim?
Şairin dediği gibi;
Kimliğimi tarif eden,
Yüzümü gösteren
O kahrolasıcası yüzümü diyorum
Aynalardan uzaktayım sevdiğim…

Karanlığın içine bir ince yaram daha düştü,
Sen yoktun kar beyazım, her yan kırmızıya döndü
Görmezdin, göremezdin, bilmezdin ki
Herkes gitti yine, o rutubetli odamda,
Kafam cigara dumanı içerisinde,
İçime sensizliği sindirmeye çalışıyorum
Ve biliyor musun bunu yapamayacağımı bile bile
Seni içimden silip atmaya çalışıyorum…
Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum
Hoşçakal iki gözüm; saat on iki


Murat İnce

Kaynak


1 Yorum
“Saat Oniki”
Avatar
Mehwish

Kendini yalniz hetsistigin kadar yalniz, g l hetsistigin kadar g l s n.Secimi yapacak olan sensin Hayatin kotu bir yola girmisse, direksiyondakinin sen oldugunu hatirla ve Unutma ! Her sey sende gizli buda begendigim s zlerden saygilar




Toplist25

Sevgi bu değil mi ?

Yokluğunda bile sevmeyi bilmek

Paylaşım: Umut Sandalı

Önceki Yazılar

Bilgenin biri evladına iki tane yün çilesi vermiş ve akşama kadar bunları birbirine vurmasını istemiş. Evlat akşama kadar bunları birbirine vurmuş.

Vurdukça yünlerin içindeki toz toprak temizlenmiş, yünler parlamış, daha da güzelleşmiş.

İkinci gün bilge kişi evladına bir yün çilesi, bir tane de toprak çömlek vermiş ve aynı şekilde birbirine vurdurmuş.

Sonraki Yazılar











Reklam
*****************************************
Facebook Sayfamız

porno-porno-porno-porno-porno-porno-porno-porno